TARİH TEKERRÜR EDİYOR

 

Irak  referandum sonrası kuzeyinin bölünmesi ile ilerde neler yaşanabileceğini tarihte buna benzer vakaları inceleyerek tahmin edebiliriz. Çok değil, 100 yıl önce Osmanlı Devleti son zamanlarını yaşıyordu. Bugünkü Irak Suriye Lübnan Ürdün ve Arap Yarımadasında bölgesinde yaşayan bazı aşiretler yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığı Osmanlıyı emperyalist işgalcilikle suçladı. Sanayi devriminden sonra petrolün kıymetinin arttığı o dönemlerde, İngilizlerin gözünde bu toprakların kıymeti artmıştı. Bölgedeki Arap aşiretlerinin bu zaafını kullanarak Osmanlı devletini Arapların gözünde iyice faşist bir devletmiş gibi gösterdi. Birbirini düşman olarak gören Şerif Hüseyin ve Suudi ailesini aynı bölgede devlet sözü vererek Osmanlıdan ayrılmaya ikna etti. Şerif Hüseyin’e Arabistan yarımadasını ve filistini vaad ederken iki oğlundan biri olan Abdullah’a Irak’ı,  Faysal’a ise Suriye’yi vaad etti. Şerif Hüseyin İslamdan uzaklaştığını idea ettiği Osmanlıya dini gerekçelerle isyan edip halifeliğini ilan etti. Kısa bir süre sonra rüzgar Suudlardan yana esince İngilizler bugünkü Suudi Arabistanı suudlara teslim etti. Şerif Hüseyin’ne vaad edilen yerine getirilmeyince kaçmak zorunda kaldı. Faysal’a vaad edilen Suriye ise Fransızlara verildi. Irak ise İngiliz mandasına kaldı. Bu topraklardaki halkın işgal altında olduğu hissini uyandırmamak için Irak’ta Faysalı kral ilan edip Suriye’nin altındaki bir kısım topraklarda Ürdün adında suni bir devlet oluşturup Abdullahı emir ilan ettiler.

Peki daha sonra ne oldu? Irak General Kasım darbesi ile iktidar değişti. Daha sonra ise sadam Hüseyin ile ulusalcı sosyalist Baas rejimi darbe ile iktidarı ele geçirdi. Fransız mandasının Suriye’den çekilmesinden sonra önce bağımsız bir devlet oldu daha sonra Mısır’la birleşti. 1958’de tekrar Mısır’dan ayrıldı ve 1961 de Baas rejimi iktidarı ele geçirdi. Anlayacağınız her ne kadar Şerif Hüseyin’in İslami gerekçeler veya söylemler ile bölünse de bu toprakları ona yedirmediler.

Günümüzde Kuzey Irak’ın durumuna baktığımızda bir asır önce yaşanan Şerif Hüseyin trajedisine benzediğini görüyoruz. Ulusal bir devlet kurmak için, “zaten bölünerek mahvolan bir toprak  parçasını” bir daha bölerek sorunu çözüm bulacağını düşünmek ne kadar doğru. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuzey Irak’a olan tepkisini faşizm diye niteleyenler, Türkiye İran Irak ve Suriye topraklarındaki dört parçalı KCK operasyonunun ilk aşamasının gerçekleşmesini çiçeklerle karşılamalarını beklemesinler. Barzani’nin İslami kimliğinden dolayı, pkk’ya veya pyd’ye gösterdikleri tepki göstermeyen muhafazakar Kürtler İslami kimliği olan Şerif Hüseyin’in torunlarının bir gecede darbe ile iktidardan indirildiğini hatırlatmak isterim. İsrail’in 1982 güvenlik raporunda, Ortadoğu’da Arap unsurundan farklı bir yapı ile oluşan ve İslami olmayan seküler bir devletin, kendilerini o bölgede sübvanse edebilecek bir devlete ihtiyaçlarının olduğunu belirtilmişti. Böyle bir raporu hazırlayan güç muhafazakar kimliği olan Barzani’yi iktidarda ne kadar uzun tutarlar acaba. Ortadoğu tarihinde görüldüğü üzere iktidar değişikliği bir gecelik darbeler yapılacak kadar kolaydır (Irak’da Faysalı deviren General Kasım darbesi, hem ırak hem suriyedeki Baas rejimlerinin iktidara gelişi, Mısırda Sisi darbesi vs.). İsrail’in 1982 raporunda açıkça belirtilen “seküler  bir devlet” ibaresini olmasına rağmen muhafazakar Barzani neyine güvenerek iktidarda kalmayı düşünüyor? Mossad ve CIA gibi dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatlar ile henüz kurulmamış devletin henüz kurulmamış istihbarat teşkilatı ile mi mücadele etmeyi düşünüyor?

Muhammed Nur Öztürk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir