ŞAHİN TEHDİDİ

Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları 2008 finansal krizinden itibaren başlattıkları para politikası, gelişmekte olan ülkeler için krizin etkilerini üzerinden atmak için uygun bir ortam oluşturdu. Finanasal kriz dönemi öncesinde Şahin rolünü üstlenen ABD, İngiltere, Avrupa ve Japonya gibi gelişmiş ülke merkez bankaları kriz ile birlikte güvercin piyasası rolünü üstlendiler. Ancak merkez bankaları 2017 ile birlikte para politikalarını normalleştirmeye başladı.

ABD Merkez Bankası (FED)’in faiz arttırımlarına başlaması ve 2018 yılı içerisinde faiz arttırımına devam edecek olması beklentisi ve diğer gelişmiş ülkelerdeki daha şahin piyasaya yönelim ile tahvil alımlarını durdurup, faiz artış sinyallerinin verilmesi, gelişmekte olan ülkelerin hali hazırda olan borç yükünü düşünerek ciddi bir tehlike oluşturmakta.

Uluslararası Finans Enstitüsü(IIF) gevşek para politikalarının uygulandığı 2008 finansal krizi sonrası dönemde gelişmekte olan ülkelerin borç yükünün 40 trilyon dolar daha arttığını aktarıyor. IIF’nin yapmış olduğu araştırmaya göre Türkiye’de dahil olmak üzere, gelişmekte olan 26 ülkenin borcu 2008 yılında %148’den 2017’nin son çeyreğinde %211’e yükseldi.

Merkez Bankaları ABD Merkez Bankası(FED)’in parasal genişleme programının sona ermesi, 2008’den bugüne İngiltere Merkez Bankası’nın ilk defa faiz artırım kararı alması ve Avrupa Merkez Bankası(ECB) gibi otoritelerin olağan toplantılardaki detay açıklamaları bize önümüzdeki dönem için hazırlıklı ve gereken adımları şimdiden atmamız gerektiğini söylüyor.

Doların zayıflaması Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için yatırım açısından bir fırsat oluşturur. Bununla birlite bu dönemde doların değer kazanması ve enflasyonumuzun hedeflediğimiz noktanın üzerinde seyretmesi yatırım istek ve imkanlarımızı baltalamaktadır. Eğer gelişmiş ülke merkez bankalarının şahin tehdidini ve riskleri en aza indirmesini istiyorsak bunun sadece tahvil ihracı ile yapamayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Ekonomide yapısal reformalar, yatırıma teşvik edici adımlar ve enflasyon ile mücadele ana başlıklarımız olması gerekiyor.

Ömer Şahin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir