Tag Archives: ders çalışmanın önemi ile ilgili kısa yazı etiketi

Etkili Ders Çalışmanın Önemi Nedir ve Nasıl Olur

etkili ders çalışma

İyi çalışmayan, büyük bir buhar kazanı sistemini çalıştırması için bir usta çağrılır. Kazancı, kazan sistemiyle ilgili problemleri işletme sahibinden dinler ve işletme sahibine birkaç soru sorar. Daha sonra kazan dairesine gider. Boruların bağlantılarını kontrol eder. Kazanın gürültüsünü ve sızan buharın sesini birkaç dakika dinler. Bazı boruları elleriyle kontrol eder. Daha sonra eline bir çekiç alır ve parlak kırmızı kapağa bir kez vurur. Bu hareketi yapar yapmaz bütün sistem tıkır tıkır çalışmaya başlar. Kazancı; işletme sahibine bin dolarlık fatura gönderir. İşletme sahibi bu faturayı görünce şok olur. Ustanın on beş dakikalık bir zaman ayırdığını ve sadece bir çekiç vuruşluk iş yaptığını, bu rakamın çok yüksek olduğunu söyler. Kazancı ustası faturayı ayrıntılı olarak bu sefer gönderir. Çekiçle vurmak elli dolar, nereye vurulacağını bilmek dokuz yüz elli dolar.

Başarılı olmak için çok çalışmak değil, etkili ve verimli çalışmak gerekir. Başarılı olanlar zamanlarının çoğunu çalışmaya ayıranlar değil, dengeli bir zaman planlaması yapanlardır. Nerede ne yapacağını bilerek hareket edenlerdir. Etkili çalışan, nerede, ne zaman, ne kadar ve nasıl çalışacağına karar verip bunu uygulayan kişidir.

Belirlemiş olduğunuz amaçlar doğrultusunda çalışmalarınızı yapın. Hedefinize ulaşabilmek için ne kadar çalışmanız gerekecek ve nasıl çalışacaksınız. Bunları belirleyin ve uygulayın.

Sınavlara hazırlanan öğrencilerin etkili ve verimli çalışamadıklarını müşahede ederiz. Nasıl çalışacaklarını, niçin çalıştıklarını ve ne kadar çalışmaları gerektiğinin çok da bilincinde değillerdir. Niçin ve nasıl çalışmaları gerektiği sorusuna cevap bulmadan çalışmaya başlarlar. Bu durum onların motivasyonunu bozar ve çalışmalarında sürekliliği sağlayamazlar ve çalışmaları yarım kalır.

O halde yapılacak ilk şey, hedeflerinize ulaşabilmek için, nasıl ve ne kadar çalışacağınızın fakında olmanız ve buna göre çalışmaya başlamanızdır. İkincisi öncelikleriniz doğrultusunda çalışmanız. Ne tür öncelikleriniz var. Bunları açığa çıkarın. Bu doğrultuda çalışın. Üçüncüsü hangi kaynakları takip edeceksiniz. Hangi dersi hangi kaynaktan takip edeceksiniz. Bunların listesini oluşturun ve çalışma planınıza dahil edin.

Etkili çalışmada, uygulayacağınız eylem planınızda bütün ayrıntıları bilmeniz, görmeniz ve bunun bilincinde olmanız gerekir. Çalışmaların sonucunda neler olmasını bekliyorsunuz? Hangi adımları atacaksınız. Beyne net bir mesaj gönderin. Beyniniz bu doğrultuda sizi programlayacaktır. Etkili çalışmayla, kendinize vakit ayıracaksınız. Duygu yönünüzü takviye edecek faaliyetlere fırsat bulacaksınız. Etkili ders çalışmayla özgürlüğünüz ortadan kalkmayacak. Bazı şeyleri daha gerçekçi düşünecek ve onu uygulayacaksınız.

Çalışmalarınız sırasında bir takım engellerle karşılaşmanız doğaldır. Başarı yolu güllerle değil, dikenlerle doludur. Önemli olan o dikenleri geçebilme dirayeti sergilemektir. Karşılaştığınız engelleri değerlendirirken bazen iç sesiniz devreye girebilir ve o işten vazgeçmenizi isteyebilir. O engeli aşamayacağınızı söyleyebilir. Olumsuz iç sesinize itibar etmeyin. Bazen de dış engeller karşınıza çıkabilir. Çevrenizdeki insanlar başarılı olamayacağınızı söyleyebilir. Bu tür insanların söylemlerine kulak tıkayın. İç ve dış seslere itibar etmeden, hedefleriniz doğrultusunda sergileyeceğiniz bir etkili çalışma sizi zafere taşıyacaktır.

Hank Dekter: Bu maceracı adam 1983 yılında ufak teknesine atlar ve tek başına dalgalarla boğuşa boğuşa San Francisco’dan Havai’ye ulaşmayı başarır.

Bununla da yetinmeyen bir serüven tutkunu Amerikalı 1986 da bir imkânsızı daha denemeye niyetlenir. Aynı ufak teknesiyle Büyük Okyanus’u aşmaya karar verir ve bin bir badirenin ardında da başarır da!

Bu cesaret timsali adamı bu başarılarıyla da yetinmez ve çılgınca bir düşünceyle 2001 yılında Atlas Okyanusu’nu baştanbaşa geçmeye niyetlenir. Yani Amerika’dan İngiltere’ye… Bütün ikazlara, engellemelere rağmen hazırlıklarını yapar ve yola koyulur. Fakat hedefine ulaşmasına sadece 90 mil gibi çok az bir mesafe kala küçük teknesi su almaya başlayınca telsizle yardım istemek zorunda kalır.

Hank Dekker 58 yaşında ve doğuştan kör!

İhtiyar Dekker pes etmiyor. “Yakında yine deneyeceğim. Atlas Okyanusu’nu geçmek zorundayım” diyor ısrarla ve azimle.

Yapacaklarınızı bütünüyle zihinsel süreçten geçirin. Çalışmalarda bir tek yöne değil, çalışmaya genel bakın. Bütüncül olun. Çalışmada olayları ve olacakları kontrol altına alın.

Çok büyük bir bütçeyle hazırlığına başlanan Çağrı filminin müziği için Londra Senfoni Orkestrası şefi Maurice Jarre görevlendirilmişti. Jarre, bu proje için birkaç ay işine yoğunlaşıp film müziğini ortaya çıkarabilirdi. Fakat Jarre öyle yapmadı; müziği kulaklarımızda yankılandığında hemen Asr-ı Saadet’i çağrıştıran o harika müziği yapabilmek için, o dönemi anlamaya çalıştı. O mekânları gezdi, o atmosfere kendini verip ruhunda hissetmesi gerektiğine inandı ve o harika müziği ortaya koymak, filmin konusuna uygun o ezgiyi çıkarmak için iki yıl evet tam iki yıl İslam ülkelerini dolaştı, gözlemledi, hissetti ve sonra eseri ortaya çıkardı.

ÇALIŞMANIN VERİMLİ OLMASI İÇİN;

1)ÇALIŞTIĞINIZ KONUYU ZİHİNDE CANLANDIRIN

Ders çalışırken öğrenciler genelde iki olumsuzluktan şikâyet eder. Çalışmaların sıkıcı ve verimsiz olması. Bu olumsuzluklar nedeniyle çalışmalardan olumlu anlamda istifade edemezler. Çalışmalardan verim almak için öncelikli olarak onu sıkıcılıktan kurtarmak ve zevkli duruma getirmek gerekir. Haz duyarak yapılan çalışmalarda başarı oranı yüksek olur. Onun için çalışmalarınızı farklı formata getirmelisiniz. Hafızanın genel özeliğine bakıldığından da istenilir ve renkli, zevkli ve hareketli olan konuları daha kolay bir şekilde öğrendiğini görürüz. Yapılan araştırmalar neticesinde; televizyon reklâmlarının radyo reklâmlarından hafızada daha kalıcı olduğunu ve hatırlanma oranının daha yüksek olduğunu göstermiştir. O halde ders çalışmaları da bu duruma getirmeniz verimliliği arttıracaktır.

Coğrafya dersinde Türkiye’deki iklimler konusunu çalıştığınızı varsayalım. Konu çalışmasını bitirdikten sonra zihinde onun hayali canlandırmasını yapın. Çalıştığınız konuları ve yerleri hayalen dolaşın. Onu zihinde canlandırın. Renklendirmiş olursunuz. Konu çalışmasında aktif olursunuz. Mesela felsefe dersinde Platon’un felsefi anlayışını çalışıyorsunuz. Hayalen kendinizi Platon’la röportaj yaparken görün. Onun siyaset, bilgi, ahlak konularındaki düşüncelerini öğrenin ve “idea” kavramını beraber tartışın. Bu canlandırmaları yaptığınız sürece verim yüksek olacaktır.

Bent Decker’in yazdığına göre, Belediye Başkanı James Nesmeth golf oynayışı geliştirmeyi hayal ediyordu ve hedefine ulaşmak için eşsiz bir yöntem geliştirdi. Bu yöntemi bulana kadar, hafta sonları golfa giden ve ancak doksan civarında vuruşta topu deliğe sokan sıradan bir oyuncuydu. Sonra yedi yıllığına golf oynamayı tamamen bıraktı. Eline golf sopası almadı. Golf sahasına adımını atmadı.

Tuhaf bir şekilde Başkan Nesmeth, golf oynayışını geliştirmesinde şaşırtıcı ölçüde etkili olan, hepimizin ders alabileceği tekniği golfla bu yedi yıllık ayrılık sırasında buldu. Aslında golfa ara vermesinden sonra sahaya ilk ayak bastığından tam 74 vuruşla hedefine ulaştı! Yedi yıldır eline golf sopası almamış olduğu halde ortalama vuruş sayısında yirmilik bir azalma olmuştu. Bu inanılmazdı.

Başkan Nesmeth’in sırrı neydi. Tabii ki görselleştirme.

Başkan Nesmeth bu yedi yılı Kuzey Wietnam’da savaş esiri olarak geçirmişti. Tüm o yıllar boyunca yaklaşık iki metre yüksekliğinde ve iki metre uzunluğunda bir kafeste kapalı kalmıştı.

Mahkûm olduğu sürece hemen hemen hiç kimseyi görmemiş ve hiçbir fiziksel etkinlikte bulunmamıştı. İlk birkaç ay yalnızca serbest kalmayı ümit etmiş ve bunun için dua etmişti. Sonra zihnini meşgul etmenin bir yolunu bulması gerektiğini fark etmişti, yoksa aklını kaçıracak ve muhtemelen hayatını kaybedecekti. İşte görselleştirmeyi o zaman öğrendi.

Zihince en sevdiği golf yolunu seçti ve golf oynamaya başladı. Her gün düşlerindeki kulüpte on sekiz delikle golf oynuyordu. Her şeyi en ufak ayrıntısına kadar yaşıyordu. Kendini golf kıyafeti içinde görüyordu. Sopayı elleriyle kavradığını hissediyordu. İlk vuruşunu ve sonrakileri çalışırken kendine yönergeler veriyordu. Sonra, topun golf yolunda kavis çizmesini, birkaç kere zıplamasını ve tam olarak seçtiği deliğe yuvarlanmasını zihninin içinde izliyordu. Neticede 74 vuruşla tam isabet sağlıyordu.

2)ÇALIŞTIĞINIZ KONUYU ANLATIN

Ders çalışmada aktif olmanız başarı oranınızı arttıracaktır. Oysaki öğrenciler genelde çalışma sırasında pasiftirler. Ders çalışmayı yapmak zorunda kaldıkları bir iş haline getirmektedirler. Bu durumdaki çalışmalarda anlama ve kavrama oranı düşer. Verimlilik azalır.

Ders çalışırken bütün algı kanallarını açın. Öğrenme stratejinize uygun bir çalışma programı sergileyin. Bunun yanında çalıştığınız konuyu çalışmanın sonunda başkalarına ya gerçekten anlatın veya anlatacak birilerini bulamıyorsanız birilerine anlatıyormuş gibi hayali anlatımlar yapın. Yani öğretmen rolü oynayın. Öğretmen rolü oynarken hem çalışma süreci hem de sonucu ile ilgili iyi bir verim alırsınız. Çalışma sürecinde dikkat ve yoğunlaşma maksimum seviyeye yükselir. İnsanlar anlattıkları konuları daha kolay anımsayabilirler. Yorum ve muhakeme etme gücü yükselir.

Bu tür çalışmada aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Bir sürü ders ve konu var. Bütün derslerde bunu uygulayacak zamanı nasıl bulabilirim diyebilirsiniz. Şunu unutmayın ki anlatma mevzuu uzun uzadıya yapacak değilsiniz. Çalışmanın sonunda o konunun ana fikrini kapsayacak şekilde bir anlatım yapın. Birkaç çalışmadan sonra pratiklik kazanırsınız. Zaman yönüyle problem yaşamazsınız. Ders çalışmalarında amaç çok konu çalışmaktan ziyade verimliliği sağlamaktır.

İnsanlar duyduklarından ve gördüklerinden ziyade yaptıklarını daha kolay hatırlarlar. Yapma eylemi sırasında kişi son derece aktiftir. Ders çalışmada sürekli aktif olmak için çalışılan konuları anlatın.

3)YAZARAK ÇALIŞIN

Bir defa yazmak on defa tekrar etmekten iyidir. Ders çalışırken not alın. Ders çalışma sırasında zihinsel kopmalar yaşanabilir, düşünceler dağılabilir, hayaller oluşturulabilir. Bu tür problemleri aşma yollarından biri de yazarak çalışmadır.

Ders çalışma sırasında not alın ve yazın. Ders çalışmayı bitirdikten sonra zihinde canlandırın ve daha sonra yazın. Yazarak çalıştığınızda konu sizin için önemli olur. Farkındalık artar.

Yazarak çalışmadan kasıt konu çalışması sırasında okuduğunu deftere aktarma değildir. Çalışma bittikten sonra anladığınızı yazmadır. Yazarak çalışma ekstra size bir tekrar etme fırsatı sunacaktır. Konuyu kavrama, muhakeme etme olanağı sunacaktır. Belli bir çalışmadan sonra çalışmalarınızdan zevk alacaksınız. Konuları kavrama oranı artacaktır.

4)ÇALIŞMALARINIZI BİRİKTİRMEYİN

Günlük bir çalışma limitiniz olmalıdır. Onu uygulamaya koyun. Çalışmalarınızı ertelemeyin. Erteleme sizde bir alışkanlık haline gelirse ders çalışmaya bir türlü fırsat bulamazsınız. Erteleme ciddi bir problem. Bu gün havamda değilim. Bu gün moralim bozuk. Çalışmadaki erteleme alışkanlığı beraberinde de zaferi de ertelemeyi getirir. Ertelemenin altında yatan kök nedeni bulun. Ertelemenin altında yatan temel nedeni bulamaz ve onu ortadan kaldırmazsanız sürekli bu erteleme sorunu ile karşılaşırsınız. Erteleme beraberinde başka problemleri de getirecektir.

Anlayabileceğiniz konuları biriktirdiğiniz zaman, ileri ki zamanlarda çalışsanız dahi anlama oranınız düşük olacaktır. Konuların alt yapısı zamanında yapılmalıdır. Konular birikince o konuları çalışacak gücü kendinizde bulamazsınız ve geriye çekilmeyi düşünürsünüz.

O halde iradenizi devreye koyun. Çalışmalar sonucunda yaşayacağınız güzel şeyleri düşünün ve ders çalışın. Günlük çalışma o gün anlatılan konunun tekrar edilmesi demektir. Bu da konuyu pekiştirir. Çalışmalar günlük yapılırsa daha az enerji harcarsınız. Motivasyon yüksek olur. Algı kanalları açık olur. Neticede verim yüksek olur.

5)ÖNCE KONU ÇALIŞIN SONRA SORU ÇÖZÜN

Soruların çözülebilmesi konunun öğrenilmesine bağlıdır. Önce teorik bilginin kavranması gerekir. Bir şeyle ilgili herhangi bir bilgi birikiminiz yoksa o şeyi yapma ile ilgili fikir beyan etmekte zorlanacaksınız. Öncelik konunun öğrenilmesidir.

Sınavlarda başarılı olmanız, soruları belirlenen sürede doğru çözmenize bağlıdır. Bunun için de teorik bilginin iyi öğrenilmesi ve daha sonra bunun pratiğe dökülmesi gerekir. Öğrendiğiniz bilgileri kullanma kabiliyetinizin artması için bol soru çözmelisiniz. Soru çözme oranı arttıkça öğrenilen konu pekişir. Çözme zamanı kısalır.

Eğer konu bilgisi tam oturmazsa o zaman çözeceğiniz sorularda yanlış sayısı artacaktır. Yanlışların artması sonucu olumsuz düşüncelere dalacaksınız. Belli bir süre sonra da çalışmaları bırakırsınız.

Çalışmayı zincirin halkaları gibi düşünmek gerekir. İlk halkada neler yapılmalıdır. İlk halka konu bilgisidir. Önce konunun iyi kavranması gerekir. Daha sonra soruların çözüm yolu öğrenilmelidir. Çözüm yolu kavrandıktan sonra bolca soru ve problem çözülmelidir.

6)ÇALIŞMA ORTAMINI DİZAYN EDİN

Verimlilik, uygun ortamların oluşumuna bağlıdır. Çalışma mekânları oluşturun. Mekân oluşturmak çalışmalara olumlu yönde önemli katkı sağlar. Ders çalışma odası hazırlanırken bir takım unsurlara dikkat edilmelidir. Sizden istenen çok lüks, her şeyiyle mükemmel araçlarla dizayn edilmiş bir mekân değil tabi ki. İmkânlarınız ölçüsünde sizi çalışmaya sevk edecek bir mekânın oluşturulmasıdır. Odanızda dikkati dağıtacak unsurlardan kaçınmalısınız.

Çalışma odası bir ofis gibi değerlendirilebilir. Kitaplığıyla, masasıyla, sandalyesiyle tasarlanmalıdır.  Bunun yanında şu kuralı hep prensip edinmelisiniz. Çalışmanın yeri, vakti ve zamanı yoktur. Her mekân çalışma köşesi olarak değerlendirilebilir.  Fakat bunun dışında ayrı bir mekânın varlığı başarınıza katkı sağlayacaktır.

Çalışma odasının duvarlarında poster ve buna benzer afişler olmamalıdır. Çünkü ders çalışma sırasında dikkati dağıtabilir. Hayallere dalabilir ve çalışmada düşünce yönüyle kopmalar yaşanabilir.

Çalışma masası sade olmalıdır. Masada aradığınız her şeyi bulacak türden bir alan olmamalıdır. Masadaki karışıklık, düşünce sisteminizi etkileyecektir. Sadece kullanacağınız araçlar ve o anda çalışacağınız dersle ilgili kaynaklar olmalıdır. Bunun yanında çalışmalarınızı masada yapma alışkanlığı kazanın. Çekyatta, koltukta v.s. gibi yerlerde ders çalışmamaya özen gösterin. Masada çalışma dikkat yoğunluğunu arttırır. Çekyat ve koltukta çalışma genel uyarılmışlık durumu oluşturacağından, dikkatiniz zamanla dağılacaktır. Çalışma masasını cam kenarına koymayın. Dışarıda olanları izlersiniz. Dışarıdaki ortamla daha çok irtibata geçersiniz. Işığı masaya göre ayarlayın. Çalışma sırasında gözlerin yorulmaması, ışığın sizi rahatsız etmemesi için ışığı konumunuza göre ayarlayın. Bunlar basit birer ayrıntı olarak düşünülebilir. Ama başarı basit ve küçük ayrıntılarda gizlidir.

Çalışma odasında televizyon, bilgisayar, telefon gibi iletişim araçlarını bulundurmayın. Bu araçlar amacın dışında kullanıldığında, başarının önünde büyük engel olarak durmaktadır. Türkiye televizyon izlemede dünya liginde liderliğini korumaktadır. Bilinçsiz bir izleyici kitlesiyiz. Televizyona kısıtlama getirmelisiniz. Bunun yanında bilgisayar kullanımı da bizde amacı doğrultusunda maalesef yapılmamakta. Bilgisayar gerçekten hangi amaçla kullanılmakta. Biraz düşünün. İnteraktif ortama taşınan dersleri mi çalışıyorsunuz, yoksa ileri düzeyde oyun makinesi mi veya mesaj aleti mi olarak kullanıyorsunuz. Bilgisayarda uzak durmanın yollarını deneyin gerçekten bilgisayar çok kullanmayı seviyorsanız. O zaman ders programınız bittikten sonra kendinize bir ödül olarak bilgisayar kullanmayı verebilirsiniz. Diğer bir engel ise telefondur. Her geçen gün cep telefonu kullanma oranı artmakta. Gerek ders dinlemede gerekse yalnız evde ders çalışma sırasında programlarınızı aksatan önemli unsurlardan bir de telefondur. İradeli davranıp telefonu çalışma mekânının dışında tutmakta büyük fayda vardır. Bu araçları, amacın dışında kullanırsanız, hedeflerin gerçekleştirilmesinde büyük engel olarak karşınıza çıkacaktır.

Çalışma mekânı, sizi çalışmaya teşvik etmelidir. Hedefi gerçekleştirmenin bu mekânda yapacağınız çalışmalara bağlı olduğunu unutmayın.

Aynı sınıfta ve birbirine denk olan öğrenciler iki gruba ayrıldılar. İki gruba da ilk defa karşılaştıkları bir okuma parçası verilir. Birinci grup bu parçayı sessiz ve sakin bir ortamda okur. İkinci grup ise gürültülü dağınık ortamda. Belli bir süre sonra da okumaları durdurulur. Gruptaki öğrencilere okudukları parça ile ilgili değişik sorular sorulur. Okuduğunu anlama derecesi bakımından birinci grup daha başarılı olur.

 

YAZAR: Osman Gültekin       -kariyerpenceresi.com-dan alıntıdır

sayaç